ABRAHAM LİNCOLN'dan oğlunun öğretmenine mektup!!!

NE KADAR GÜZEL ANLATMIŞ HAYATI, ZORLUKLARI , SEVİNÇLERİ ; BAŞARILI OLMAYI!!!


" Öğrenmesi gerekli biliyorum;tüm insanların dürüst ve adil olmadığını, fakat şunu da öğret ona: 'her alçağa karşı bir kahraman, her bencil politikacıya karşı kendini adamış bir lider vardır.'
Her düşmana karşı bir dost olduğunu da öğret ona.

Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen, kazanılan bir doların, bulunan beş dolardan daha değerli olduğunu öğret. Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve kazanmaktan neşe duymayı.

Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu. Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona. Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını. Eğer yapabilirsen; ona kitapların mucizelerini öğret. Fakat ona; gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği zamanlar da tanı. Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona. Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi.

Nazik insanlara karşı nazik, sert insanlara karşı sert olmasını öğret ona. Herkes birbirine takılmış bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma. Tüm insanları dinlemesini öğret ona, fakat tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret. Eğer yapabilirsen üzüldüğünde bile nasıl gülümseyebileceğini öğret ona. Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.

Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona ve aşırı ilgiye dikkat etmesini. Ona, kuvvetini ve beynini en yüksek fiyata satmasını fakat hiçbir zaman kalbine ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret. Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdik dikilip savaşmasını öğret.

Ona nazik davran ama onu kucaklama. Çünkü, çeliği ancak ateş saflaştırır. Bırak sabırsız olacak kadar cesaretine sahip olsun, bırak cesur olacak kadar sabrı olsun. Ona her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret. Böylece insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır.

Bu, büyük bir taleptir, ne kadarını yapabilirsin bir bakalım. O ne kadar iyi, küçük bir insan. Oğlum.."
Etiketler: 0 yorum | edit post

Moda Merkezi Milanoooooooo ve son gün:((((

Roma'yı 3 günz gezdikten sonraaa Roma Termini tren istasyonundan Milano'ya yataklı trenle gitme kararı almıştık.. Normalde 3 saate gidilen hızlı trenlerde vardı. Ancak saatleri bize uymuyordu.. Sabah erkenden Milanoda olmak istediğimiz için yataklı treni tercih etmiştik. Bu treni önceden almanız gerekmekte. Hatta tatile gitmden bir ay önce ayarlarsanız en konforlu ve ekonomık olanı bulabılırsınız... www.trenitalia.com Bizim biletlerimiz kişi başı 55 euroydu.. ve özel küçük bir otel odası gibiydi... Normalde o gece hostelda kalmayıp bu trende kalmıştık=)) Bence çok güzel bir deneyimm .. Rahat rahat yataklarda uyuyarak yada uykunuz kacarsa dışarıyı huzurlu bir şekilde seyrederek yol almak çok değişik=)) Bence kesin deneyinnn...

Sabah Milanoya 7:30 da vardık.. Akşam İstanbula geri dönüş yapacagımız ıcın valizleri bütün gün yanımızda taşımak ıstemedık. Ne de olsa saat 14:00 da tren istasyonunun önünden kalkan Havaş tarzı otobüslere binip havaalanına gidicektik... Bizdde oradaki bagajları teslim yerine bıraktık. Bunun ücreti valiz başı 3.80 Euro ...
Saat 08:00 da o ünlü Milano Duomo meydanındaydık.. Daha çok erken olduğu için meydanda kimsecikler yoktu=)) Meydanda bir kaç fotoğraftan sonraa ünlü Milano Catedraline( Duomo'yu ) gezdik... Bu katedral dünyanın 4. en büyük katedralii..

Burayı gezdikten sonra kahvaltı için bir saat oturduk . Böylecee insanlar gelmeey başlayacak ve daha cıvıl cıvıl olacaktı=)) Bu meydanda yine küçük küçük cafeler var. Biz gittiğimizde sabahın 9unda sadece 2 cafe ve Mcdonalds acıktı maalesef...
Daha sonra Katedralin tam yanında olan 19 yyda inşa edilmiş Dünyanın ilk Alışveriş merkezi olarak bilinen Galeria Vittoria Emmanuelle'in içini gezdik.. Gucci , Louis Vuitton, Prada gibi ünlü markaların bulunduğğu bu alışveriş merkezi gerçekten cok farklı. Her tarafı sanat , tarih koyuyor.. Çok şık...

Burayıda gezdiktan sonra Milanonun ünlü caddeleri olan Paolo Sarpi ve Buenos Aires'i gezdik. Bir sürü mağaza. En az 5 tane H&M'in mağazası olduğunu söyleyebilirim..=))
Buenos Aires caddesi cıvıl cıvıl ve upuzun bir caddeydi. Şansımıza o gün bütün caddede şenlikler düzenleniyordu... Eski arabaların sergileri, çeşit çeşit oyunlarla bu caddeyi kapatmışlardı=))
(Daha zamanımız yoktu. Ancak bütün gün kalacak olanlar için Sforza Kalesi (Castello Sforzesco) ve Santa Maria delle Grazie Kilisesine gitmenizi tavsiye ederim...
Bu kilisede önemli olan Leonardo da Vinci tarafından 1495 - 1497 yıllarında yapılmış dünyaca meşhur ''L'Ultima Cena'' ya da 'Last Supper' olarak adlandırılan 'Son Yemek' sahnesinin bulunması.. Burası içinde çok önceden rezervasyon yapmanız gerekiyor!!!!!!! Yoksa giremeyebilirsiniz...)

Bütün buraları gezdiktan sonra Milano Centrale Tren istasyonuna gidip valizlerimizi aldık ve saat 14.00'da Milano Orio Al Serio Havalanına doğru yol aldık... saat 15.00'da ordaydık ve uçağımız tam saatinde 17.30 da kalktı=)o gün My Air uçağı şanslı günündeydi=)) Uçakta içim buruktu... Koskoca 10 gün çok çabuk geçmişti.... Aklıma sürekli gördüğüm yerler geliyordu.. Çok güzel bir tatil geçirmiştik. İstediğim her yerin kültürünü çok güzel bir şekilde görme şansım oldu...

İtalya bambaşka bir yer.. İnsanları sıcak olan, sanatla dolup taşan, kendi güzelliklerini korumuş bir ülke.... Umarımmm bu tatil bilgilerim İtalyaya gidecek olan herkesin işine yarar. Şimdiden gidecek olanlara iyi tatiilller.. Sizi süper bir tatil bekliyorrrrrr=)))!!!!!!!!!!!!




















Roma Haritasıı=))


ROMA HARİTASI

Romanın içinde bir ülke :)

Yazmayalı iki hafta olucak nerdeyse:) Ancak mezun olma telaşı yüzünden ara vermek zorunda kaldım=)))

Şimdi gelelim Romada geçirdiğimiz 2. güne.. O gün Vatikan'a gitmek için çok erken kalktık. (Vatikan Romanın içinde 44.ooo metrekarelik devlet başkanınında Papa olduğu bir ülke..)
Saat 10.00 için Vatikan müzelerine rezervasyon yaptırdığımız için saat 09.00da otelden cıktık. 2 dakikada Termini istasyonundaydık. Otobüsle gitmeye karar verdik. Ama gerçekten hataydı diyebilirim. Siz sakın otobüsle Vatikan gitmeyi denemeyin. O gün Romada bir grev karşınıza çıkabilir bu yüzdende yollar kapanmış olabilir yada aşırı derecede bir trafik sizi bekliyor olabılır. Biz neden mi Otobüsü seçtik=) Oteldeki resepsiyonda duran bayan metronun Vatikana çok uzak bıraktıgını söylediği için... Tabi oraya gittiğimizde metro sadece 5 dakika mesafede bıraktığını gördük...

O gün bütün Romada grev vardı. Bu yüzdende çoğu yol kapalıydı, birde üstüne yağmur yağmaya başlayınca tam 50 dakikada Vatikana vardık. Neredeyse rezervasyonu kaçırıyordukk..
Rezervasyon neden mı bu kadar onemlii... Rezervasyon yapmazsanız bitmek bilmeyen bir sıraya gırmenız gerekıyor. Youtube'tan Vatikan sırası yazdıgınız an o sıranın ne kadar uzun olabileceğini görebilirsiniz... Gerçektende yağmur yağmasına rağmen inanılmaz bir sıra vardı. Şöyle söyleyeyim Nişantaşı Valikonağı Caddesinden Osmanbeyin ortasına kadar bir sıraa... Rezervasyon ücreti 26.50 euro.. 10 Euro daha fazla vermiş olduk ama o eziyeti çekmedik diyebilirim. Tam bir eziyet... Gitmemezlikte sakın yapmayın Vatikan müzelerine inanılmaz bir sanat yatmakta....
Rezervasyınu bu siteden yapabilirsiniz:http://www.rome-museum.com/




O kadar aksiliklere ve yağmurdan deli gibi ıslanmamıza rağmen Vatikan müzelerini gezince herşeyi unuttuk... Şöyle bir kocaman bir eksiklik yaptık Vatikan müzelerine girmeden önce... St Pietro Bazilikasının içine girmedik.. Kesinlikle bizim yaptığımızı yapmayın. Gidin görün .. Müzeleri gezdikten sonra oraya gitmeye üşendik, çok fazla katedral gördüğümüz içinde artık canımız çekmemıştı ama benim içimde kaldı dıyebılırım..Hıristiyanlık’ın en önemli ve en büyük kilisesi olan 60 bin kişi kapasiteli San Pietro Kilisesini görmeden dönmeyin=))

San Pietro Bazilikası


Gelelim 1400 odalı Vatikan müzelerine...Müzelerin yer aldığı binalar Rönesans dönemindeki papalar için inşa edilen saraylarmış.. En dikkat çeken yeri ise 1473 yılında inşa edilen ve adını Papa Sixtus IV’den alan Sistine Şapeli .. Michalangelo Sistina Şapeli’nin arka duvarlarına “Son Yargı” adlı duvar resmini yapmış... Yan duvarlar ise Musa ve İsanın hayatından bir kaç sahnenin yer aldığı resimler..Burada en az bır 15 dakika kalıyorsunuz...
Müzenin bir çok yerinde tavana bakarak yürümek zorunda kaldım. Gördüğüm en görkemli tavanlar diyebilirim.. Heykellerle dolu bir müze.. Rafaello odaları da ayrı bir güzeldiiii...


2 bucuk saat sonra bu müzelerden çıktık. Tabii sanatla çok ilgilenen birisi için bu 2 saat çok az gelebilirrr.... Vatikandan sonra Romaya döndük.. ve en ünlü caddelerinden biri olan Via Del Corso'da dolaştık..Daha sonra sinagoga gitmeye karar verdik. Burada müzede vardı . Ancak Cuma olduğu için kapalıydı...
Bu yorgun günden sonra bir saat dinlenmek için otele gittik. Akşamda Piazza Novannanın çevresine bir cafede yemek yedik... Yer turistik bir mekandı, yemeklerde fena değildi. ve böylece 2. günümüzde bittti...

Son günnde ilk olarak Piazza İndependenzia'ya gittik. Burası da farklı bir meydandı.. Bir kaç tane fotoğraf çektikten sonra Michalangelonun yaptığı Musanın heykelinin olduğu kiliseye gittik. Bu kilise ismi yüzünden hep Vaticandaki St Pietro Bazilikasıyla karıştırılır. Ancak bu kilise tamamen başka bir yerde... Bu kilisenin açık adresi şöyle: Piazza San Pietro in Vincoli 4A, Rome, Italy ...Kilisenin ismide San Pietro İn Vincoli ... İsim benzerliğine sakın aldanmayın=)))

Musanın heykeli

Daha sonra İspanyol merdivenlerine doğru yol aldık... Son güne alışveriş ve mağazaları bırakmıştık.. İspanyol merdivenlerinin olduğu meydan cıvıl cıvıldı. Bir sürü insan bir aradaydı.. Mağazalar hepsi markaydı.. Bizde koskoca Romada bir H&M olmamasını garipsemiştik. Sonra yolda birilerine sorduk ve bize 45 dakika uzaklığında çok büyük bir alışveriş merkezi olduğunu söylediler. Porta Di Roma Alışveriş merkezine gitmek için otobüse bindik.. Tek otobüsle gidilebiliyor. Otobüs durağında Bufalotta Ponta Di Roma Centro Comercialli diye sorarsanız direk size hangi otobüsün gittiğini söylüyorlar. Taksile sakın gitmeyin 40 50 euro arası verirsiniz.. Ayrıcaa ooo çok uzaakk nasıl gıdıceksınız gibi tepkilerle karşılaşabilirsiniz, abartılacak bir şey yok 45 dakikada ordasınız.... Gittiğinizde değicek..

Süper bir alışveriş merkezi hayatımda gördüğüm en büyük h&m=) Zara, Bershka gibi markalarda mevzut, diğer pahalı olan markalarda mevcut. İstinya Park gibi düşünebilirsiniz=)
İspanyol Merdivenleri

Ve Romada böylece bitmiş oldu , İstikametttttttttt Milanooooooooooooooooo=)))

Ben bu yaz uzaklaşmak istiyorumm....
Etiketler: 2 yorum | edit post

Bu Sene Son...

Bu sene ÖSS'ye hazırlananlar dün 14 haziranda hayatlarını değiştirecek sınava girdiler... İşte benimde Marmara Üniversitesi maceram o sınava girerek başlamıştı.. Zor bir sene sonunda sınavım iyi geçmiş , Marmarayı kazanmayı bekliyordumm.. 20 Temmuzda üniversiteler açıklanmıştı..
Evet Gazetecilik Bölümünü kazanmıştımm . Dünyalar benim olmuştu. Ayrıca bütün sene birlikte çalıştığım, her günü birlikte geçirdiğim, aynı üniversitenin hayalini kurduğum arkadaşım Lara'da Marmara'yı kazanmıştı...

3 Ekim 2005 unutamayacağım bir tarih... Marmara'ya adımımı attığım ilk gün... Daha dün gibi aklımda. 11 sene boyunca aynı lisede okuduğum için değişik bir ortama hiç girmemiştim... O sene hayatımda çok şey değişti... Üniversite hayatı bambaşkaydı... Yeni arkadaşlıklar edinmiş, üniversite derslerinin farklılıklarını görmüştüm.. ve günler geçtiii... Tembellik ağır bastı... Üniversitenin ilk senesi okula derslere uğramaz oldum... Şu anda düşününce yine olsa yine öyle yapardım gibi geliyor. Gerci yoklama zorunluluğu geldi ama=) 2. ve 3. sınıftada hem okula gittim hem de çalıştımm... Bu gerçekten güzel bir deneyimdi. Okula ve işe gitmek... 4. sınıfta ise işi bıraktım. Kendimi tamamen okula adadımm... Kesinlikle üniversite yıllarında çalışın... İlla okuduğunuz bölümle alakalı bir iştede çalışmanız gerekmıiyor... Gidin garson olun, tezgahtar olun, mcdonaldsta çalışın... Hayatın içine girinn.. Sizden farklı olanlarla tanışın.. Kendinize her şekilde güvenmeyi öğrenin.. Üniversitenin 2. sınıfında Mudoya part time tezgahtarlık işine başvurdum.. Hayatımda geçirdiğim en güzel aylarımdı... Her türlü insanla karşılaştım. Gerektiğinde sabırlı olmayı, gerektiğinde kendine güvenmeyi öğrendim. Bir deneyim oldu benim için... Etrafımda bazı insanlar Mudoda çalışmamı gereksiz bulsa da, iyi ki çalıştım... ve herkese de tavsiye ediyorum... Ondan sonra da bol bol staj yaptım , hangi işin bana uygun olduğunu, olmadığını bu üniversite yıllarında gördüm...

Bu seneye kadar hep Marmarayı çok gözümde büyüttüğümü, keşke başka okula girseydim dediğim çok oldu. Hatta yakın arkadaşım İpekle kaç kere bunun tartışmasını yaptığımı anlatamam... 12 Haziran Mezuniyet balomdu ve kendime inanamadım. Mezun oluyorum diye üzülüyordum... Hem de Marmarayı çok özleyeceğim diye...
Kendime baktığımda 4 sene önceki Sylvia yı görmedim. Üniversite hayatım farkettirmeden bana o kadar çok şey kattı kii. İlk olarak aynı tip insanlarla çevrili olan çevremden sıyrılmış, etrafımda Adana'dan, İzmir'den olan, değişik kültürlerle dolu insanlarla tanıştım. Değişik hayat tarzları... Sıradanlıktan çıktığımı anladım... Üniversitede girdiğim her dersten bir şeyler kaptığımı anladım.. İyi ki son sene her gün okula gidip, arkadaşlarım ve hocalarımla kaynaşmışım..

Gelelim Marmaranın derslerine ;
hangi dersi anlatsam kii Pınar Türenç'in bize yazdırdığı haberleri mi? , Abbas Güçlünün verdiği ropörtajları mı, Mehmet Özçağlayanın Typo3 derslerini mi?.. Korkulu rüya Gökhan Albant, Cüneyt Akalın ve Nurşen Mazıcı'nın sınavları mı?, Şevket Sayılganın faiz enflasyonu mu?, Tolga Kara'nın yeni ekonomi dersleri mi?, Kemal Aslanın flaş Kamspikerlerimi , Atilla Girginin Basın meslek ilkeleri mi?, Emel Dilmenin blogları mı?=))) hangi birini anlatsam...

Her hocamdan bir şeyler kaptıp bu 4 senede. Bana bilmediğim şeyler üzerine daha yoğunlaşmayı öğrettiler. Tolga hoca'da geçirdiğim keyifli dersler, Seçil hocanın yardımseverliliğini, Tez hocam Emel Dilmen'in güzel bir tez yazmam için yaptığı yardımları ve bitmez tükenmez sorularım karşısında gösterdiği sabrı, Pınar hocanın ve Kemal hocanın haber yazma da yaptığı yardımları unutmam imkansız olucakk...

Ya arkadaşlıklar; onları asla unutmayacağım ve eminim ki gerçekten yakın olduklarımla yıllar sonra karşılaşsam da gördüğümde yine o sıcaklığı hissedeceğim. Birbirimizi tanımamazlığa gelmeyeceğiz.... Kurduğum dostluklar ise aramıza yollar girse de unutulmayacak... Bütün sene boyunca yanımda benimle uğraşmaktan bıkmayan Adanalı dostum İpek uzaklarada gitsen yine yanımda olucan,( gerci sen yine burada kalıcan ben eminim=)).. 4 senemi birlikte geçirdiğim Jessym İzmire taşınsanda sende yanımda olucan=))) Melisa ve Seyhan sizde hayatımı güzelleştirmeye devam edeceksiniz.. ve tabii ki Lara hayatımın büyük bir kısmını geçirdiğim dostum, senle başladık bu üni'ye, birlikte bitiriyoruz... Hayatımın her bölümünde yine seni rahat bırakmayacağımm...

Gazetecilik bölümünde olan herkesi iyiki tanımışım.. Hepiniz hayatıma o kadar çok şey kattınız ki... Mezuniyet balosunu düzenleyen ve bize bu güzel geceyi yaşattıran Yonca ve Damla da birtanesiniz...

Bunu iki sene önce söyleyeceğimi sanmazdım ama evet yine seçmek zorunda kalsaydım, Yine seni seçerdim MARMARA!!!!!!!!!... Bu 4 sene için teşekkürler....
Etiketler: 4 yorum | edit post

Tarihi bir şehirr....

Tatilimizin bitmesine artık 4 gün kalmıştı... O yüzden hem hüzünlüydüm hem de Romayı göreceğim için heyecanlanıyordum.... Sabah saat 8:25 geçe trenle Floransadan Romaya doğru yol aldık. Saat 10'da Romanın ünlü Termini istasyonundaydık. Bu istasyon alışveriş merkezi gibiydi...Bir sürü mağaza vardı.. Ayrıca önceki yazılarımda da yazmış olduğum gibi bütün metroların başlangıç noktası burasıydı...

Roma Terminiden çıktıktan sonra otelimizi(Domus Mea)tam 5 dakikada bulduk.. Çok yakın olması bizi gerçekten sevindirmişti. Ayrıca resepsiyonda duranlar çok canayakındı.. Domus Mea bir apartmanın iki katından oluşmaktaydı. Butik otel gibi düşünebilirsinizz... Resepsiyonda duran kadın; bize Roma ve metro haritasını verdi. Bu iki haritada işimize çok yaradı.

Otelden çıktıktan sonra tekrar Termini istasyonuna gidip Colosseum(kolezyuma) gitmeye karar verdik. Mavi hatlı metroya binip Kolezyum durağında indik. Metrodan çıktığımız an Kolezyum karşımızdaydı.. Öğrenciyseniz; öğrenci kartınızı kesinlikle yanınızda götürün; çoğu yere yarı fiyatına girebilirsiniz. Kolezyuma+Palatino+ Roman Forumuna giriş 12 euroydu... Bizde toplu 3ünü bir arada satan bileti aldık=)) Kolezyum saat 09:00 -17:00 arası açıkk



Ayrıca Roma Pass diye bir pakettende size bahsetmek istiyorumm. Biz çok gerekli görmediğimiz için bu paketi almamıştık... Blogları gezerken bir blogta Romapass hakkında yazılan yazı dikkatimi çekti ve aslında cokta mantıksız olmadığını gördüm.
Blogta
Paket içeriğinde bulunanlar şöyle yazılmıştı ;
• 3 gün geçerli ve tüm toplu taşıma araçlarında(otobüs,minibüs-küçük elektrikli otobüsler-,metro ve tramvay) kullanılabilen bir ulaşım kartı
• 3 gün geçerli, gireceğiniz ilk 2 müzeye bedava, sonrakilere ise indirimli şekilde girmenizi sağlayan bir müze giriş kartı
• Roma haritası ve Roma Rehberi
http://romarehber.blogspot.com/search/label/Roma%20Pass

Bunun toplam fiyatı 20 euro... Eğer müze gezeceğim diyorsanız. Bu kart avantajlı olabilir. Ayrıca sırada hiç beklemiyorsunuz bu kartla... Biz Kolezyumda 20 25 dakika sırada durduk diyebilirim...

Kolezyum zamanında vahşi hayvan dövüşleri ve gladyatör savaşlarına ev sahipliği yapmış..Gladyatör filmini seyrettiyseniz az çok hayal edebilirsiniz bu savaşlarıı... Tabi bu alan artık tamamen bir kalıntı şeklinde; içeriye doğru girdiğinizde kalıntıları görebiliyorsunuz...

Kolezyumu gezdiktan sonra hemen yanında bulunan Palatino ve Roman Forumuna doğru gittik.
Bunların hepsi kalıntı şeklinde.. Arkeolojik bir gezi yapmak istiyorsanız, buraları görmeden sakın dönmeyinnn. Kalıntı görmek çok ilginizi çekmiyorsa hiç boşuna girmeyin. Çünkü bütün o bölgeyi gezmek çok yorucu... kısaca bilgi verecek olursam Palatino Roma’lı yönetici ve kralların yaşadığı bölgeye deniliyordu. Roman Forumu ise eski Roma halkının yaşadığı yer... Bu iki yeri gezmek tam 1 1buçuk saatimizi aldı.. Ayrıca Roman forumunu sonu gözükmeyen merdivenlerden çıkmak zorunda kaldık. Ne kadar yorulduğumu anlatamam gerçekten... Size tavsiyem yanınızda su ve küçük bir sandviç yada çikolata olması... Önceki günlerin yorgunluğuda eklenince biraz güçsüz kalabilirsiniz.. Tabi bu tatlı yorgunluk=))
Burdan çıktıktan sonra haritamıza baktığımızda en yakın gözüken yer Piazza(meydan) Venezia olduğunu gördük. Orayada yürüyerek gittik. 10 dakika sonra ordaydık.
Piazza Veneziada karşımıza bir anıt çıktı.. Bu anıt Italya’nın ilk kralı Vittorio Emanuele II ‘e ait. Anıtın arkasında da Venezia Sarayı bulunmakta... Roma halkı buranın çok tarihi olmadığını söylermiş... Bana gerçi hiç öyle gelmedi=))
Pİazza VENEZia

Piazza Veneziadan sonra artık Roma'nın yeni kısmına doğru yol alıyorsunuz... Eski tarihi Roma Venezia meydanının arkasında kalıyor...

Piazza Veneziadan sonra Piazza Rotanda'da bulunan Pantheona doğru gittik. Buraya geldiğimizde o kadar açtımkiii... Hemen ilk gözüme çarpan Mcdonalds oldu=))) Orada bir 45 dakika mola verdikkk=) Bu meydana dikkatli baktığımda yanyana küçük küçük sıralanmış cafeler olduğunu gördüm. Cıvıl cıvıl bir meeydandı. Romanın bütün meydanları meşhurdu zaten=)

Yemek yedikten sonra Pantheona girdik.. Burayı gezmemiz 5 dakikamızı aldı... Pantheon, gökbilim çalışmalarını yürütmek için yaptırılmış, daha sonra da kiliseye dönüştürülmüş.. Kubbesi çok büyük ve en üst kısmında da daire şeklinde küçük bir açıklık var. Pantheonda daire şeklinde, sade bir yapı...

Pantheonu da gezdikten sonra hemen yanında bulunan Piazza Navonaya doğru gittik... Romada en beğendiğim meydan diyebilirm.. Eskiden Roma Stadyumu olan bu meydan şu an sokak ressamcıları ve cafelerle kaplı...Eee bende kendı resmimi yaptırmadan duramadım.. Bir ressama Yusufla benim komik karikatürünü yaptırdık=)) Bence çok güzel bir hatıra =9 Fiyatıda 15 Euro

Burayıda gezdikten sonra o meşhur aşk çeşmesine(Fontana Di Trevi) geldik. Ee tabii oraya gidip dilek dilemeden dönmek olmaz=) Bizde hepimiz sol elimizle bozuk parayı çeşmenin içine attık=)) Burdan sonra da otele dinlenmeye gittik.. Çok yorucu bir gündü.... Bir günde bir sürü yer gezmiştik=)) 2 saat dinlenmeden sonra 9 buçuk gibi dışarı yemeğe çıktık.. Yine Termini İstasyonundan metroya binip İspanyol Merdivenlerine gittik... Bu meydanı gün ışığıyla görmemiştk. Ama akşamda burası çok güzeldi... Meydan ünlü markalarla dolu mağazalarla kaplıydı.. Meydanın bir sokak sonrasında; gezi kitabımda yazan ve arkadaşım Sandyninde övdüğü Ristorante 34'te gittik.. Yer çok güzel, yemekleri ve servisi süper. Garsonlar konuşkan=) Fiyat aralığı 20 -35 Euro...

Romaya giderseniiz kesin bir akşam Ristorante 34'te gidin... Etleri ve makarnaları süper..

Romanın 2. ve 3. günü diğer yazacağım yazılardaaaa=)))))))))))